Neden Bazı Kelimeler Farklı Dillerde Birbirine Benzer?
Farklı dillerde tanıdık gelen sözcüklerin ardında akrabalık, ödünçleme ve ortak terim havuzu gibi düzenli nedenler var. Benzerliğin ne zaman anlamlı, ne zaman yanıltıcı olduğuna dair bir rehber.
Bir dil öğrenmeye başlayan hemen herkes aynı anı yaşar: hiç bilmediği bir dilde, tanıdık gelen bir kelimeyle karşılaşır. Türkçede "kitap" derken Arapçadaki karşılığını duyar, İngilizce "mother" ile Almanca "Mutter" arasındaki yakınlığı fark eder, İtalyanca bir tabelada Fransızca bildiği bir sözcüğü seçer. Bu benzerlikler rastlantı gibi görünse de arkalarında çoğu zaman düzenli bir hikâye vardır. Kelimeler insanlarla birlikte yolculuk eder, komşuluk kurar, birbirinden ödünç alır ve zamanla biçim değiştirir.
Ortak atadan gelen akrabalık
Benzerliğin en bilinen nedeni akrabalıktır. Diller de canlılar gibi kollara ayrılır; bugün ayrı sayılan iki dil, yüzyıllar öncesinde tek bir konuşma topluluğunun ağzından çıkmış olabilir. Topluluklar birbirinden uzaklaştıkça konuşma alışkanlıkları da ayrışır, ama en sık kullanılan kelimeler genellikle en dirençli olanlardır. Anne, baba, kardeş, sayı adları, temel fiiller gibi sözcükler çoğu zaman ilk hâline yakın kalır. Bu yüzden akraba dillerde en çok benzeyen kelimeler, en gündelik olanlardır.
Bu akrabalık gelişigüzel değildir. Diller arasındaki ses değişimleri belirli düzenlere göre ilerler; bir dilde belli bir ses, başka bir dilde neredeyse her seferinde başka belirli bir sese dönüşür. Bu düzenlilik sayesinde dilbilimciler iki kelimenin gerçekten akraba mı olduğunu, yoksa yalnızca kulağa benzer mi geldiğini ayırt edebilir. Yani "benziyor" demek yetmez; benzerliğin kurallı ve tekrar eden bir örüntü içinde olması beklenir.
Ödünç alınan kelimeler
İkinci büyük neden ödünçlemedir. Topluluklar ticaret yapar, komşuluk eder, aynı pazarı ve aynı limanı paylaşır. Yeni bir nesne, yeni bir yemek, yeni bir meslek geldiğinde çoğu zaman adı da birlikte gelir. Bu yüzden mutfak, denizcilik, ölçü birimleri, hukuk ve zanaat alanlarında farklı dillerde çarpıcı benzerlikler görülür. Ödünç kelime, akrabalıktan farklı olarak ailenin dışından gelir; ama bir süre sonra kullanan dilin ses düzenine uyum sağlayıp yerlileşir.
Ödünçlemenin ilginç yanı, kelimelerin sık sık yolculuk sırasında anlam değiştirmesidir. Bir dilde çok geniş anlamlı bir sözcük, başka bir dile geçerken yalnızca dar bir kullanımıyla taşınabilir. Bazen de tersine olur: gittiği yerde asıl dilinde hiç taşımadığı bir anlam kazanır. Aynı sözcüğü iki dilde de tanıyan biri, bu yüzden zaman zaman yanılır. Görünüş aynıdır, ama kullanım aynı değildir.
Aynı kaynaktan beslenen bilim ve terim dili
Birçok dilde bilim, tıp ve teknoloji sözcükleri birbirine benzer. Bunun nedeni ortak bir terim havuzudur: yeni bir kavram adlandırılırken çoğu zaman aynı klasik köklere başvurulur. Bir cihaz ya da yöntem dünyanın bir ucunda adlandırıldığında, diğer diller bu adı çoğu kez küçük ses uyarlamalarıyla alır. Böylece birbiriyle hiçbir akrabalığı olmayan diller bile teknik alanlarda şaşırtıcı ölçüde ortaklaşır. Uluslararası kullanım, terimin tanınırlığını korumayı pratik bir tercih hâline getirir.
Sesin doğadan geldiği durumlar
Bazı benzerlikler için ne akrabalık ne ödünçleme gerekir. Doğadaki bir sesi taklit eden kelimeler, birbirinden çok uzak dillerde bile yakın çıkabilir. Bir kuşun ötüşünü, suyun damlamasını ya da bir çarpma sesini anlatan sözcükler, sesin kendisinden türediği için doğal olarak benzeşir. Aynı şey bebek dilinden gelen sözcükler için de geçerlidir; küçük çocukların ilk çıkardığı basit hece birleşimleri her yerde benzer olduğundan, bunlardan türeyen aile adları da benzer olur.
Yanıltıcı benzerlikler
Her benzerlik anlamlı değildir. Dünyada binlerce dil ve her dilde on binlerce kelime bulunduğu düşünülürse, iki dilde tesadüfen benzer görünen sözcük çiftleri kaçınılmazdır. Üstelik bazı kelime çiftleri gerçekten akrabadır ama anlamları zamanla birbirinden uzaklaşmıştır; bunlar dil öğrenenler için klasik bir tuzaktır. Görünüşe bakıp anlamı tahmin etmek çoğu zaman işe yarasa da, güvenilir bir yöntem değildir. Doğrusu, sözcüğü kendi cümlesi içinde öğrenmektir.
Bu bilgi günlük hayatta ne işe yarar
Kelime benzerliklerini fark etmek, yeni bir dil öğrenirken ciddi bir kolaylık sağlar. Tanıdık kökleri yakalayan biri kelime dağarcığını daha hızlı büyütür, okuduğu metinde bilmediği sözcüğün anlamını tahmin edebilir. Bunun için karmaşık bir bilgi gerekmez; hangi alanlarda ödünç kelimelerin yoğunlaştığını bilmek bile yeterlidir. Mutfak, giyim, deniz, müzik ve teknoloji sözcükleri çoğu dilde en tanıdık gelen gruplardır.
Öte yandan bu yakınlık bize daha geniş bir şey de anlatır. Diller kapalı kutular değildir; insanların gittiği her yere birlikte gider, karşılaştığı her toplulukla alışveriş yapar. Bir kelimenin biçimi, konuşanlarının kimlerle komşuluk ettiğinin, neyi ne zaman öğrendiğinin ve neyi kimden aldığının kaydını tutar. Sözcükler bu anlamda küçük birer hafıza taşıyıcısıdır.
Meraklısı için basit bir bakış açısı
Yeni bir dilde tanıdık bir kelimeye rastladığınızda kendinize üç soru sorabilirsiniz: Bu iki dil akraba mı, aralarında tarihsel bir komşuluk var mı, yoksa kelime her ikisine de dışarıdan mı gelmiş? Bu soruların yanıtını her zaman bulamazsınız, ama sorunun kendisi bile bakışınızı değiştirir. Kelimelere yalnızca ezberlenecek birer birim olarak değil, bir yolculuğun izi olarak bakmaya başlarsınız.
Sonuçta dillerin birbirine benzemesi bir tuhaflık değil, insanların birbirine karışmasının doğal sonucudur. Her benzer kelime, bir zamanlar iki topluluğun aynı sofrayı, aynı yolu ya da aynı işi paylaştığını hatırlatır. Bu yüzden bir sözlükte tanıdık bir sözcüğe rastladığınızda, aslında yalnızca bir kelimeye değil, uzun bir hikâyenin özetine bakıyorsunuz demektir.